Haberler

Önerilerim

Gurbetçi Değiliz, Diaspora Hiç Değiliz

Ramazan ayı yalnızca bireysel arınmanın değil, toplumsal muhasebenin de zamanıdır. İftar sofraları sadece ekmeğin paylaşıldığı değil, hafızanın ve sorumluluğun da bölüşüldüğü mekanlardır. Bu vesileyle katıldığım çeşitli sivil toplum kuruluşlarının iftar programlarında dikkatimi çeken iki husus, Avrupa’daki varlığımıza dair zihinsel bir bulanıklığın hala devam ettiğini göstermektedir.

Devamını Oku »
Önerilerim

Sessiz Sorumluluklar – Salih Altınışık

Vatandaşlık, modern devlet yapılarında yalnızca kimlik göstergesi değil; aynı zamanda siyasi sadakat, hukuki yükümlülük ve uluslararası sorumluluğun da temelini oluşturur. Küreselleşme, göç ve kimlik hareketliliğinin hız kazandığı günümüzde çifte vatandaşlık olgusu, klasik vatandaşlık anlayışının sınırlarını zorlamakta; aidiyetin yanı sıra, uluslararası hukuk bakımından da yeni tartışma alanları doğurmaktadır. İsrail örneği, bu tartışmanın en çarpıcı yansımalarından birini barındırmaktadır. Ülkede yaşayan nüfusun yaklaşık %10’unun ikinci bir vatandaşlığa sahip olduğu tahmin edilmektedir¹. Bu nüfus içinde Türk kökenli olanların sayısı 100 ila 150 bin kişi arasında değerlendirilmektedir². Bu topluluğun bir bölümü, Türkiye vatandaşlığını korumakta ya da yeniden kazanmış durumdadır. Ancak bu grubun demografik yapısı, siyasi etkisi veya faaliyetleri hakkında kamuya açık sistematik bir veri bulunmamaktadır. Bu eksiklik, salt istatistiksel bir boşluk değil; jeopolitik, hukuki ve kimliksel bir sessizliğe işaret etmektedir.

Devamını Oku »
Önerilerim

İttihat ve Terakki’den Cumhuriyet’e

Osmanlı İmparatorluğu’nun 19. yüzyılın başlarından itibaren yaşadığı dönüşüm, yalnızca siyasî yapının değil, toplumsal dokunun da köklü biçimde sarsılmasına yol açmıştır. Bu dönemde, modernleşme adı altında gerçekleştirilen birçok reform ve düzenleme, imparatorluğun asli unsurlarının beklenti ve ihtiyaçlarını karşılamaktan çok, merkezî iktidarın dar bir elit kadro etrafında tahkim edilmesine hizmet etmiştir.

Devamını Oku »
Önerilerim

Dün ile Bugün Arasında Bir Yolculuk

Siyaset, yalnızca ülkelerin iç meselelerini değil, aynı zamanda dünyaya nasıl göründüklerini de tayin eder. Diplomasi masasında sergilenen bir duruş, çoğu zaman orduların gücünden, ekonomilerin büyüklüğünden daha etkili olabilir. İşte bu noktada geçmiş ile bugünü kıyaslamak bize hem ibret hem de ilham veriyor.

Devamını Oku »
Önerilerim

İnsanlığın Aynası ve Bizim Çıkmazımız

Gazze… Bugün insanlığın en yumuşak karnı, aynı zamanda en büyük utancıdır. Çocukların çığlıkları, annelerin çaresizliği, evlerin yıkıntıları altında kalan hayatlar sadece Filistin’in değil, tüm insanlığın vicdanına vurulmuş ağır bir damgadır.

Devamını Oku »
Önerilerim

Bir Toplumun Varoluş Sınavı

Bir toplumun en büyük sermayesi ne yer altı kaynaklarıdır ne de yükselen gökdelenleridir. Bir toplumun gerçek serveti, ahlaki direncidir. Eğer bu direnç zayıflar ve çürümeye başlarsa, hiçbir yazılı hukuk, hiçbir ekonomik kalkınma planı ve hiçbir siyasi strateji o toplumu ayakta tutamaz. Bugün Türkiye’nin en büyük krizi tam da budur: ahlaki çürüme.

Devamını Oku »
Önerilerim

Yurtdışı Türkleri ve Temsil Hakkı: Demokrasimizin Zenginliği

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın yurtdışında yaşayan vatandaşlarımız, yani Yurtdışı Türkleri için sarf ettiği “canımızın bir parçası, başımızın tacıdır” sözleri, Türkiye Cumhuriyeti’nin diasporasına verdiği değeri bir kez daha gözler önüne sermiştir.

Bu değerli beyanat, sadece manevi bir iltifat değil, aynı zamanda Yurtdışı Türklerinin ülkemiz için taşıdığı stratejik önemin bir ifadesidir.

Devamını Oku »

Vicdanın Sınavı: Gazze’de İnsanlık ve Duruşumuzun Asaleti

Tarih, vicdanın en keskin sınavlarına sahne olurken, bugün Gazze’de yaşananlar, sadece bir coğrafyanın değil, tüm insanlığın ortak hafızasına kazınıyor.

Yıllardır süregelen, ancak son dönemde şiddeti ve pervasızlığı zirveye ulaşan bu mezalim, kelimelerin kifayetsiz kaldığı, görüntülerinse kalpleri dağladığı bir soykırım trajedisine dönüştü. Masum sivillerin, çocukların ve kadınların topyekûn bir yok edişin hedefi haline gelmesi, uluslararası hukukun, insan hakları söylemlerinin ve medeni dünyanın değerlerinin ne kadar pamuk ipliğine bağlı olduğunu bir kez daha gösteriyor.

Devamını Oku »
Çevre ve Politika

Ateşin Gölgesindeki Komplo: Türkiye’ye Yönelik Asimetrik Savaş ve Tarihsel Yankıları

Son dönemde Türkiye’yi kuşatan, ciğerlerimizi yakan ve ekosistemimizi derinden sarsan orman yangınları, sadece iklim krizi veya ihmalin ötesinde, çok daha derin ve karanlık bir planın parçası olarak belirmektedir. Bu yangınlar, tesadüfler zinciri olmaktan öte, uluslararası ilişkiler ve güvenlik çalışmaları perspektifinden incelendiğinde, asimetrik bir savaşın ve hibrit tehditlerin belirgin bir tezahürü olarak karşımıza çıkmaktadır. Ülkemizin maruz kaldığı bu yıkım, sadece fiziki bir tahribat değil, aynı zamanda toplumsal mühendislik ve psikolojik operasyonlarla desteklenen kapsamlı bir kaos stratejisinin yansımasıdır.

Devamını Oku »

Die Illusion der Stabilität: Eine Koalition am Ende ihres Glaubens

„Krisenkoalition auf Pump: Selbst im Bundestag glaubt man nicht mehr an diese Regierung“ – so oder so ähnlich manifestiert sich die tiefe Erschütterung, die das Fundament der amtierenden Bundesregierung erfasst hat. Es ist mehr als nur ein Riss im Putz; es ist ein Strukturschaden, der die Frage nach der Langlebigkeit dieses politischen Bündnisses nicht nur zulässt, sondern geradezu aufdrängt.

Devamını Oku »