
ZENGİNLEŞMEDİK, ZENGİN YAŞADIK
Tarihte bazı toplumlar üreterek zenginleşir, bazıları ise borçlanarak zenginleştiğini zanneder. Aradaki fark, refah dönemlerinde anlaşılmaz; gerçek ortaya ancak hesap vakti geldiğinde çıkar. Türkiye’nin son on yılına dönüp baktığımızda, tam da böyle bir gerçekle karşı karşıyayız. Uzun süre zenginleştiğimizi düşündük. Oysa gerçekte olan, zenginleşmekten çok zengin yaşamak oldu. Türkiye ekonomisini anlamaya çalışırken çoğu zaman faiz oranlarına, döviz kurlarına, büyüme rakamlarına ve enflasyon verilerine odaklanıyoruz. Oysa meselenin özü yalnızca ekonomi politikalarında değil; toplum olarak refaha, tüketime ve zenginliğe bakışımızda yatıyor.







