İnsan zihni çoğu zaman gerçeği aramaz, kendisini rahatlatacak hikayeleri arar. Bu yüzden kulağımıza hoş gelen örnekleri büyütür, gerçeği anlatan sessiz çoğunluğu ise yok sayarız. Bugün etrafınıza bakın; herkes başarı hikayeleri anlatıyor. Üniversiteyi bırakıp milyarder olanlardan, sıfırdan zirveye çıkanlardan, “her şeye rağmen başaranlardan” bahsediliyor. Aynı şekilde biri çıkar, “Dedem günde bir paket sigara içerdi, 90 yaşına kadar yaşadı” der ve bu cümle bir anda sanki bir gerçeğin kanıtıymış gibi zihnimizde yer eder. Hatta daha da ileri gideriz, geçmişi kutsarız; “Eskiden her şey daha kaliteliydi” deriz. Şarkılar daha güzeldi, filmler daha anlamlıydı, eşyalar daha sağlamdı. Oysa farkında olmadan çok büyük bir zihinsel tuzağın içine düşeriz. Çünkü biz gerçeği değil, hayatta kalanları görüyoruz.