Haberler

Sivil Toplum Hareketi

8 Mart ve İnsanlığın Vicdanı

İnsanlık tarihi bazı günleri yalnızca takvimdeki bir tarih olarak değil, aynı zamanda bir vicdan çağrısı olarak hatırlar. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü de bu çağrılardan biridir. Bu gün, sadece kadınların eşitlik ve adalet mücadelesinin sembolü değildir. Aynı zamanda insanlığın merhamet, dayanışma ve barış ideallerinin hatırlatıldığı evrensel bir gündür. Çünkü kadınların emeği, sabrı ve direnci yalnızca aileleri değil, toplumları ve medeniyetleri ayakta tutan temel güçlerden biridir. Böylesi bir günde insanlık, savaşların gürültüsünü değil barışın sesini konuşmalıydı. Gözyaşlarını değil umudu. Korkuyu değil kardeşliği.

Devamını Oku »
Sivil Toplum Hareketi

A Historical Closing

History rarely forgives complacency. The international order that emerged after the great catastrophes of the twentieth century was not a historical accident. It was the result of painful lessons learned through destruction, war and the collapse of civilizations that believed themselves to be permanent. Yet every international order eventually confronts the same temptation: the belief that power can replace justice without consequences.

Devamını Oku »
Aynaya Bakmaya Cesaretimiz Var mı?
Çevre ve Politika

Aynaya Bakmaya Cesaretimiz Var mı?

Bir ülkeyi tankla, topla, füze ile işgal etmek artık eski çağ yöntemidir. Yeni çağın işgali zihinler üzerinden yapılır.

Eğer bir devleti dış müdahaleye açık hale getirmek istiyorsanız önce içeriden başlarsınız. Önce meşruiyetini tartışmaya açarsınız. Her şartta muhalefeti “umut”, iktidarı ise “mutlak kötülük” olarak kodlarsınız. Sonra medyayı devreye sokarsınız. Gerçek ile algı arasındaki çizgiyi silersiniz. Olmamış olayları olmuş gibi, münferit hadiseleri sistematik kriz gibi, eksikleri çöküş gibi servis edersiniz. Ve bütün bunları “demokrasi”, “özgürlük”, “insan hakları” gibi kavramların arkasına saklayarak yaparsınız.

Devamını Oku »
Önerilerim

Gurbetçi Değiliz, Diaspora Hiç Değiliz

Ramazan ayı yalnızca bireysel arınmanın değil, toplumsal muhasebenin de zamanıdır. İftar sofraları sadece ekmeğin paylaşıldığı değil, hafızanın ve sorumluluğun da bölüşüldüğü mekanlardır. Bu vesileyle katıldığım çeşitli sivil toplum kuruluşlarının iftar programlarında dikkatimi çeken iki husus, Avrupa’daki varlığımıza dair zihinsel bir bulanıklığın hala devam ettiğini göstermektedir.

Devamını Oku »
Sivil Toplum Hareketi

İnanç Namustur, Pazarlık Konusu Değildir

Ramazan ayı, insanın kendisiyle yüzleştiği en özel zamanlardan biridir. Sadece aç kalmak değildir mesele. Nefsini terbiye etmektir, vicdanını tartmaktır, kalbini temizlemektir. Ramazan, kimin samimi, kimin sahte olduğunu da ortaya çıkarır. Çünkü bu ayda maskeler düşer, niyetler görünür olur.

Devamını Oku »
Sivil Toplum Hareketi

Sürgünde Bir Millet, Avrupa’da Bir Sorumluluk

Geçtiğimiz günlerde Almanya’nın Neuss kentinde düzenlenen iftar programına katıldım. Türk Federasyonu’nun Neuss şubesi tarafından organize edilen bu buluşmada, Kırım Tatar Meclisi Başkanı Refat Çubarov onur konuğuydu. Gazeteci Ahmet Özay’ın daveti üzerine iştirak ettiğim bu program, sıradan bir iftar yemeği değildi; hafızası diri olanlar için bir tarih muhasebesiydi.

Devamını Oku »
Sivil Toplum Hareketi

Ramazan Üzerinden Yürütülen Kimlik Mühendisliği ve Seküler Dayatma

Son günlerde bazı Alevi federasyonlarının, okullarda düzenlenen Ramazan etkinliklerine yönelik açıklamaları, masum bir “hassasiyet” tartışması olarak sunulsa da, meselenin özü bundan çok daha derindir. Ortada pedagojik bir kaygı değil; ideolojik bir yönelim, bilinçli bir kavramsal çarpıtma ve açık bir kimlik müdahalesi vardır.

Devamını Oku »
Sivil Toplum Hareketi

Bir Nesil Yalnız, Bir Nesil Kayıp

Avrupa’da Türk olmak, bir zamanlar alın teriyle yazılmış bir destandı. Bugün ise yavaş yavaş silinen, unutulan bir hatıraya dönüşüyor. Sessizce, fark ettirmeden, kimseyi ürkütmeden kayboluyoruz.

Devamını Oku »
Çevre ve Politika

Derinin Altındaki Çığlık

Tarih bazen arşivlerden değil, çöpten çıkar. Bazen bir fermanla değil, bir deri parçasıyla konuşur. 17. yüzyılı karış karış dolaşan büyük seyyah Evliya Çelebi, Trabzon’a geldiğinde böyle bir olayı özellikle kayda geçirir. Çünkü bu anlatı sıradan bir şehir vakası değildir. Kaybolan çocukların, yer altının ve uzun süre sessiz kalan bir düzenin hikayesidir.

Devamını Oku »