Çağrı Tamam, Ya Sonrası?
Picture of Salih Altınışık
Salih Altınışık
Ekonomist • ATDF Başkanı • TULİP Forum Sözcüsü

Yurt dışında yaşayan milyonlarca Türk, yarım asrı aşan göç hikayesinin ardından bugün bulundukları ülkelerde önemli bir ekonomik ve sosyal güç haline gelmiştir.

Avrupa Türkleri artık yalnızca tasarruf sahibi bireylerden ibaret değildir. İçlerinde sanayiciler, ihracatçılar, yatırımcılar, akademisyenler, teknoloji girişimcileri ve uluslararası piyasalarda faaliyet gösteren iş insanları bulunmaktadır. Sahip oldukları sermaye kadar, bilgi birikimleri, tecrübeleri ve uluslararası bağlantıları da Türkiye açısından stratejik bir değere sahiptir. Bu nedenle yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızın Türkiye’ye yatırım yapmalarını teşvik eden çağrılar son derece kıymetlidir.

Ancak yatırım konusu sadece bir çağrı meselesi değildir. Asıl mesele, yapılan çağrıların sürdürülebilir sonuçlar üretecek bir altyapıyla desteklenip desteklenmediğidir.

Ekonomi literatürü göstermektedir ki yatırım kararları yalnızca vergi avantajları, teşvikler veya finansal kazanç beklentileriyle şekillenmez. Kurumsal kapasite, bürokratik etkinlik, hukuki öngörülebilirlik ve kamu yönetiminin performansı da yatırım ortamını belirleyen temel unsurlar arasında yer almaktadır. Bu nedenle konuya yalnızca “sermaye gelsin” perspektifinden bakmak yeterli değildir.

Sorulması gereken soru Türkiye, yurt dışındaki vatandaşlarının bilgi birikimini ve sermayesini ülkeye kazandıracak kurumsal hazırlığı ne ölçüde tamamlamıştır?

Çünkü yatırımcı için en önemli unsur sadece yatırım yapmak değildir. Doğru bilgiye ulaşabilmektir. Yetkili bir muhatap bulabilmektir. Karşılaştığı sorunlara hızlı çözüm üretebilen bir sistemle çalışabilmektir. Kurumlar arasında kaybolmamaktır.

Bir yatırım kararının başarısını çoğu zaman yatırımın büyüklüğü değil, sürecin yönetim kalitesi belirler.

Bugün dünyanın gelişmiş ekonomileri incelendiğinde ortak noktanın yalnızca sermaye çekebilmek olmadığı görülmektedir. Asıl başarı, yatırımcının önündeki bürokratik yükleri azaltabilen, süreçleri hızlandırabilen ve kurumsal koordinasyonu sağlayabilen devlet yapılarında ortaya çıkmaktadır. Türkiye’nin de bu alandaki en önemli ihtiyacı yeni teşviklerden önce güçlü bir uygulama kapasitesidir. Yurt dışındaki yatırımcılar için kurumlar arasında koordinasyon sağlayan, doğru bilgi sunan, süreçleri takip eden ve karşılaşılan sorunlara çözüm üreten daha etkin mekanizmalara ihtiyaç bulunmaktadır.

Çünkü sermaye bir davetle gelebilir. Fakat kalıcı yatırımlar ancak doğru yönetilen süreçlerle oluşur.

Bugün Avrupa’daki Türklerin Türkiye’ye olan bağlılığı, ilgisi ve katkı sunma arzusu konusunda kimsenin tereddüdü yoktur. Önemli olan, bu potansiyeli en verimli şekilde değerlendirebilecek kurumsal zemini oluşturabilmektir.

Yatırım politikalarının başarısı yapılan çağrıların sayısıyla değil, o çağrıların ne ölçüde sonuç üretebildiğiyle ölçülür.

Dolayısıyla mesele yalnızca sermayeyi ülkeye davet etmek değildir.

Asıl mesele, gelen sermayenin, bilgi birikiminin ve girişimcilik ruhunun verimli şekilde değerlendirilebileceği bir yatırım ekosistemi oluşturabilmektir. Çünkü ekonomik kalkınma yalnızca kaynaklarla değil, o kaynakları etkin kullanabilen kurumlarla mümkün olur.

Çağrı tamamdır. Asıl soru, sonrasına ne kadar hazır olunduğudur.

Haber kategorisi: